Orhan Pamuk Masumiyet Muzesi e Kitap pdf indir
Kitap / Mayıs 26, 2017

    “Geçti artık, hemen söyleyecektin.” Babam da bu ikinci dünyada yaşıyor olabilir miydi? “Hayal kurmak” sözüyle çoktan meşrulaştırılmış olduğunu ancak yıllar sonra anlayacağım o işi o sıralarda yalnızca benim kafamın bir tuhaflığı diye düşünmem ne kadar doğruydu? Aklım yalnızca babamın söylediği şeyin telaşına kapıldığı için değil, huzursuz edici şeyleri, iyi niyetle unutma yeteneğim olduğu için de bu soruyu kendime sormadan geçiştirirdim.  Hayal kurmayı yalnızca kendi tuhaflığım diye algılayıp aklımdan geçenleri  saklamamın bir başka nedeni de bu ikinci dünyanın bana hiçbir geri dönüş  zorluğu çıkarmamasıydı. Babaannemle karşılıklı otururken, perdeler arasından  odanın içine tıpkı geceleri Boğaz vapurlarının meraklı projektör ışıkları gibi  vuran güneş ışığına gözlerimi dikip kirpiklerimi kırpıştırırsam, nasıl bir anda gözümün önünden tam istediğim gibi kırmızı uzay gemileri geçmeye başlarsa, aynı şekilde istediğim hayali, istediğim gibi kurar, sonra odadan çıkarken lambayı kapatan biri gibi (“ışıkları söndür”, çocukluğumda en çok duyduğum sözlerden biridir) hayali kapatıp huzurla normal dünyaya geri dönebilirdim.  Napolyon olduğunu sürekli düşlemekten hoşlanan adamla, kendini Napolyon sanan adam arasındaki fark, mutlu hayalci ile mutsuz şizofren arasındaki farktır. Bir başka dünya hayal etmeden, bir başka kimliğe bürünmeden yaşayamayan “şizofrenik” kişiyi çok iyi anlarım ama ikinci âleme esir olduğu, geri dönebileceği mutlu ve sağlam bir “asıl” dünyası olmadığı için şizofrenlere acır…