Pazartesi Ya Da Salı – Virginia Woolf PDF e-Kitap indir

Ekim 11, 2017

 

Geçidin zirvesinde oturdum ve pozisyonumun gözden geçirdim. Arkamda, büyük bir nehrin vadisinin üst kısmını oluşturan yarık boyunca yukarı doğru tırmanan bir yol vardı. Önümde, bataklık çukurları ve ot öbekleriyle dolu yaklaşık bir kilometrelik bir alan uzanıyordu. Bu alanın ardında yol, bir başka vadiden mesafe yüzünden pek seçilemeyen bir düzlüğe doğru yokuş aşağı iniyordu. Sağımda ve solumda kreplere benzeyen yuvarlak ve yeşil tepeler uzanıyordu fakat güneyde – yani sol tarafımda – fundalıklarla kaplı yüksek dağları gördüm ki hatırladığım kadarıyla haritaya bakarken gizlenme yeri olarak bu dik yamacı seçmiştim. Dağ, yüksek irtifalı bir bölgenin en yüksek noktasıydı ve oradan etraftaki kilometrelerce alanı görmek mümkündü. Yolun altındaki çimenlik alanda, yarım kilometre kadar geride bir kulübenin dumanı tütüyordu, ama bu oradaki insan varlığına dair tek izdi. Bunu dışında sadece yağmur kuşlarının sesi ve küçük derelerin şırıltıları duyuluyordu. Saat henüz yedi bile olmamıştı ki bir kez daha havada o uğursuz makinenin motor sesini duydum. O anda, avantajlı olduğunu düşündüğüm noktanın aslında bir tuzak olabileceğini fark ettim. Bu çıplak, yeşil alanlarda küçük bir kuşun bile saklanabileceği hiçbir yer yoktu. Motor sesi yaklaşırken sessiz ve umutsuz biçimde oturdum. Sonra bir uçağın doğudan bana doğru geldiğini gördüm. Uçak yüksekten uçuyordu, ama ben baktığımda birkaç yüz fit alçalarak tepelerin etrafında saldırıya geçmeden önce yuvarlaklar çizen bir atmaca gibi, giderek küçülen daireler çizmeye başladı. Uçak epeyce alçalmıştı ve pilot az sonra beni gördü. Uçaktaki iki kişiden birinin dürbünle beni incelediğini görebiliyordum. Uçak aniden, hızla sarmallar çizerek yükseldi ve hemen ardından doğuya doğru ilerlemeye başlayıp kısa süre sonra mavi sabah gökyüzünde ufak bir leke haline geldi. Bu durum beni bazı vahşi düşüncelere itti. Düşmanlarım yerimi belirlemişti ve bundan sonra yapacakları ilk şey etrafımı sarmaktı. Ne tip bir güç kullanacaklarını bilmiyordum ama yeterli büyüklükte olacağına emindim. Uçaktakiler bisikletimi görmüştü, bu yüzden yolu takip ederek kaçacağımı tahmin edeceklerdi. Bu durumda, sağımdaki ya da solumdaki bataklık alana girmem bana bir şans sağlayabilirdi. Bisikletimi yolun birkaç yüz metre dışına doğru sürdüm ve onu bir bataklık çukuruna atıp bataklık yosunları ve suyun üzerindeki düğün çiçekleri arasından batışını izledim. Sonra, iki vadiyi de görmemi sağlayan küçük bir tepenin üstüne çıktım.

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir