İntibah Namık Kemal PDF İndir

Kasım 18, 2017
WEB TASARIM
WEB TASARIM

İlkbaharda çimenler açıklı koyulu renkleriyle toprağı kaplar; bahar yağmuru, çimenlikler üzerinde tatlı dalgalar, menevişler meydana getirir; kırların ötesinde berisinde renk renk, yığın yığın çiçekler açılmaya başlar. Hafif ve tatlı bir esinti, suyun üzerinde, temiz bir alındaki çizgilere İntibah Namık Kemal PDF İndir benziyen kırışıklar peyda eder. Ufak dalgacıklarla su kabarcıkları, rüzgârın önüne düşerek bir yere toplanmış yasemin döküntülerini hatırlatır. İşte o zaman, kırları zevk ve safadan kımıldamaya İntibah Namık Kemal PDF  takati kalmamış bir deniz, denizleri şevkinden titri-yen bir kır sanırsın… Güller göründükçe zannedilir ki, fidan boylu, gül yüklü tazeler, yabancı bakışlardan kaçarak ağaçların gölgesine, yaprakların arasına saklanırlar; arada sırada rüzgân müsait buldukça gizlendikleri perdenin arkasından çıkarak birbirleriyle dudak dudağa gelirler. Rüzgâr aksi yönde esmeye başlayınca yine gizlendikleri yerlere kaçışırlar ve birbirlerine hasretle bakışarak gülüşürler. (Doğu hayalciliğine çok alışkanlığımdan mıdır nedir; gülden bahsettikçe daima bülbülü hatırlarım. Gerçi, hemen bütün divan şairlerimizin iddialarının aksine, bülbülün güle âşık olmadığım bilirim; fakat o zavallı kuşun sevdalı sevdalı duruşuna baktıkça, mini mini kalbinde büyük bir aşk sakladığına inanmaktan da kendimi alamam. Ama bülbül gerçekten âşıksa mu&a- 12 > (ja*. î f kfl. hürriyete âşıktır. Çünkü bahçelerde, güller arasında serbest serbest dolaşıp tatlı tatlı öterken zavallıyı yakalayıp bir kafese hapsederler. Artık hürriyetini kaybetmiştir; şakımak şöyle dursun, yaşamak bile onun için çekilmez bir yük olmuştur.) Hele lâleler… Baharın içkisiyle sarhoş lâleler… Sanki geceden çimenlikte bir içki sofrası kurup içmişler, eğlenmişler ve sızmışlar. Her biri şarapla dolu kadehini yanı başına bırakıvermiş. Kadehlerin kimi havaya kalkık, kimi yere yatık bir vaziyette duruyor; kimisi de henüz yerine yerleşmemiş, rüzgâr estikçe gah eğrili-yor, gah doğruluyor. Baharın her mahsulünü, her safasmı, her halini bir benzetme ile tasvir etmek benim harcım değil; gökyüzünü ham eriğe; dünyamızı kızıl yumurtaya benzeten hayalperestlerin bile kolay kolay başarabileceği şeylerden değildir. Bununla beraber, ben, bahar güzelliklerinin yalnız çimeniyle, gülüyle, lâlesiyle yetinmeyeceğim. Az rüzgârlı, hafif bulutlu bir havada, ışınların akis-leriyle, bir bahar çimenliğinde meydana gelen duruma acaba hiç dikkat ettiniz mi? Bir yandan rüzgârın etkisi, bir yandan bulutlann gölgesiyle çimenlik, her dalgası başka şekle girmiş menevişli yeşil bir kumaşa döner. Birçok kırlarda görüldüğü gibi,, çimenler, öbek öbek, renk renk, biçim biçim çiçeklerle süslenirler; sonra güneş ışınları bunların üzerinde dalgalanmaya başlar. -Yeryüzüne sanki tavus tüyünde kaliçeler2 döşenmiştir. İlkbahar güneşi, feyzini yalnız yeryüzüne vermekle kalmaz; sabah akşam gökyüzünü de bol bol nur-landırır; binbir renge boyar.

KİTABI İNDİR

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir