Efsane – iskender Pala PDF e-kitap indir
Kitap / Mayıs 11, 2017

    Belli ki ne kelepçeleri kilitlemeyi, ne kızı zapt etmeyi, ne de lanet olasıca odadan çıktığında uyanmayı becerebiliyorum. Bu işi yapabileceğimi neden düşündüm ki? Ucube tek kelime etmese de ona bakınca kafasının içinden geçenleri duyabiliyorum. Beceriksiz, tıpkı asfalta yapışmış bir leş kadar gerzek, gidip karavan falan temizlese ya. Herkesin aklından geçenlerle aynı şeyler. Ama öyle değil işte. Yemin ederim ki öyle değil. Bundan daha iyisini yapabilirim. Yapabileceğimi biliyorum. Bu ucubeler insanın düşünceleriyle nasıl oynanacağını biliyorlar ama ben ona izin vermeyeceğim. Artık değil. Saat sabahın sekizini gösteriyor. Yakında açılacaklar. Onu hemen başımdan defedip şu işi bitirebileceğim ve göğsüme çöken bu on tonluk ağırlıktan da kurtulacağım. “Burası Kansas değil, Dorothy,” diye tersleniyorum. “Buradaki insanlar iyi falan değil. Senin dostun da değiller. Ben de senin dostun değilim.” Beni duymazdan gelerek ağzındaki lokmayı yutarken sandalyeden sarkan bacaklarını ileri geri sallıyor. Ve yine aynı bakışla karşılık veriyor bana. Hani şu, bir kaşını kaldırıp dudaklarını sıkıca birbirine bastırarak, ‘Beni rahat bırak, dostum/ diyen bakışla…    

Babil’de Ölüm, İstanbul’da Aşk – İskender Pala ePub PDF e-kitap indir
Kitap / Mayıs 11, 2017

    Şimdi karşısında duran ve kendisine çok benzeyen adam o Irza Efendi’nin torunu olduğunu ve istanbul’a hem akrabalarını aramak, hem de Doğu masalları üzerine araştırmalar yapıp onları resimleyerek bir kitap yazmak için geldiğini, çok şükür ki sonunda onu bulabildiğini söylüyordu. Ben bu ziyarette bir bit yeniği seziyor, birbirlerine çok benzeyen bu iki adamın ruhlarının hiç benzeşmediğini hissediyordum. Konuşurken, içten davranmaya çalışan bu adamın, bir samimiyet göstergesi olarak Atâî Efendi’ye dokunmasını, küçük temaslar ile sözlerinin cazibesini arttırma yoluna gitmesini, arada sırada nükteler yaparak havayı daha ısındırmaya çalışmasını dikkatle izliyor ve bunların samimiyetten uzak yabancılık hissi ile sanki eğitimli bir hafiyenin kendisini kabul ettirmeye çalışan tavırları olarak görüyordum. Yanılmadığımı anlamak için çok beklemem gerekmedi üstelik. Elini Atâî Efendi’nin omzuna koyduğu bir sırada yüzük parmağıyla serçe parmağının yumulu olduğunu fark ettim. Bu, tam da BC üyelerinin Marduk’u selamlama biçimleriydi. Keldanî ruhanilerinin Sin ayininde yabancıları böyle selamladıklarını ve onlar üzerinde gizli bir etki bırakmak istediklerini, evi baskına uğramadan evvel, Roma’da Elsheimer’den dinlemiştim. Günter’e göre -ki o, adının bu olduğunu söylüyordu- ikisi kuzen idiler. Gerçi Atâî Efendi buna inanmakta zorluk çekiyor, hiç tanımadığı bir ecnebinin evine gelip akrabalık bağından bahsetmesini heyecan verici bulmakla birlikte şüpheli de görüyordu. Ne var ki Günter, kuzenden öte bir…

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği – Milan Kundera PDF e-kitap indir
Kitap / Mayıs 11, 2017

      Nedir oynaĢma? KarĢımızdakini cinsel yakınlaĢmanın mümkün olduğunu sanmaya götüren, ama aynı zamanda bu olasılığı kesinlik haline getirmekten alıkoyan bir davranıĢ biçimi olduğunu söyleyebiliriz oynaĢmanın. BaĢka bir deyiĢle oynaĢmak, güvencesi olmayan bir cinsel birleĢme vaadidir.Tereza barın arkasında dururken içki verdiği erkekler onunla oynaĢmaya çalıĢırlardı. Gönül okĢayıcı sözlerin sonu gelmeyen gelgitinden, çift anlamlı sözlerden, açık saçık hikayelerden, önerilerden, gülümsemelerden, bakıĢlardan öfkeye kapıldığı olur muydu? Kesinlikle hayır. Tereza’da bedenini (koca, uçsuz bucaksız dünyaya sürmek istediği o kendisine yabancı bedeni) akıntıya bırakıvermeye duyulan dayanılmaz bir istek vardı.Tomas onu aĢk ile seviĢmenin farklı Ģeyler olduğuna inandırmaya çalıĢırdı. Anlamayı reddederdi. ġu anda, dört bir yanı kendilerine karĢı en ufak bir Ģey hissetmediği erkeklerle çevriliydi. Onlarla seviĢmek nasıl bir Ģeydi acaba? Sadece oynaĢma denilen o güvencesi olmayan vaat biçiminde de olsa, denemeye can atıyordu Tereza.YanlıĢ anlaĢılmasın: Tereza, Tomas’tan öç almak istemiyordu; içine girip kaybolduğu dolambaçtan bir yolunu bulup dıĢarıya çıkmak istiyordu. Biliyordu, Tomas’a yük olmuĢtu, her Ģeyi çok ciddiye alıyor, her Ģeyi bir tragedyaya çeviriyor, tensel aĢkın hafifliğini ve sevimli sıradanlığını kavrayamıyordu. Hafifliği öğrenebilmeyi ne kadar isterdi! Onu kendi zamanına aykırı bir kiĢi yapan bu kabuktan çekip çıkaracak biri olmasını öyle çok istiyordu ki.OynaĢmak nasıl bazı kadınlar için ikinci bir benlik, sıradan, rutin bir…

Erkeklerin Hikayeleri – Emine Bora PDF e-Kitap indir
Kitap / Mayıs 11, 2017

      Marina’nın sesindeki burukluk Ian’a onu tuzağa düĢürmüĢ oldu- ğunu hissettirdi; belki Marina da aynı Ģeyi hissetmiĢti. Hiç konuĢmadan geri dönerlerken lan onun kim olduğunu, her katmanını merak etti. Her ikisi de altındaki insanı bulup ortaya çıkarmak için birbirlerini tabaka tabaka soyuyor, kazıyorlardı, sanki böyle yaparlarsa iĢe yarar tek gerçek ortaya çıkacaktı. Oysa sonunda bir baĢkasmın her Ģeyiyle birlikte yaĢamak zorunda kalıyordunuz. lan ile Marina, bir yıl kadar önce bir iĢ gezisi bahanesiyle Paris’e gelmiĢlerdi, bunun dıĢında yalnızca ara sıra buluĢmuĢlardı. Bu on gün, birlikte geçirdikleri en uzun süreydi. Marina baĢka gençlerle birlikte kaldığı evdeki odasını hâlâ tutuyordu. Onun gebeliği o evdeki kadınları kıskandırıyor, kafalarını karıĢtırıyordu, erkekler de çocuğun babasının adını gizlediği için meraktan ölüyorlardı. lan karısını terk edince Marina ile birlikte Anthony’nin Londra’ daki evinde birkaç gün birlikte kalmıĢlardı. Anthony yalnız yaĢıyordu; evi ferah ve beyaz boyalıydı, zemini son moda uzun parke döĢeliydi. Açık renkli, pahalı birkaç kanepe dıĢında ev boĢ sayılırdı, oyuncuların az sonra boy göstereceği bir sahneye benziyordu.Ama lan kendini davetsiz konuk gibi hissetti ve Anthony’ye oradan gitmek istediğini söyledi. BeĢ yıl önce ikisi bir film yapım Ģirketi kurmuĢlardı. Ancak lan neredeyse üç ay iĢe gelememiĢti. Anthony’ye maaĢını dondurmasını söylemiĢ, kentte sarhoĢ dolaĢmıĢ, kendisini tanımayan…

Klon – Kevin Guilfoile PDF e-Kitap indir
Kitap / Mayıs 11, 2017

    Mickcy koştu, sürgülü kapılar yeteri kadar hızlı açılmazsa diye önce sağ omzunu sokup dışarı çıkmak için kapıların ikinci defa açılmasını takip etti. Güvenlik görevlisi arkasından bağırdı. Bisikletini gördü, hayır boş ver bisikleti. Asla zamanında sürmeye başlayamazdı. Park yerinin karşısına doğru koşabildi­ ği kadar hızlı koştu sonra da geldiği yoldan geri döndü. Çoktan nefessiz kalmıştı. On yedi yaşında bir çocuğu koşarak geçmesi imkansızdı. Arkasından bir grup insanın bağırışları geliyordu. Bir köşeden dönüp binlerinin bahçesinden geçerek kısa bir çitin üstüne lap diye atladı. Çiti tırmanarak diğer tarafa geçti ve paralel sokaklar boyunca uzanan evlerin arasındaki bahçeleri birbirinden ayıran bir oyuk buldu, oyuğun tam ortasına doğ­ ru koşmaya başladı; ayakları, çamurdan, otlardan zor hareket ediyordu. Bu yaptığı şey çok tehlikeliydi. Yan sokaktan onu görebilirlerdi. Mickey başka bir çite atladı, bu seferki bir bloğun ortasındaydı ve dinlenmek için yapılmış sarı renkli plastik bir oyun evinin arkasına düşüyordu. Cebinde bozuk para, bir de o lanet olası sandviç vardı. Elinde hâlâ o lanet olası kese kağıdını taşıyordu. “ Selam,” diye küçük bir kız çocuğunun sesi sağ kulağına geldi, Mickcy olduğu yerde sıçradı fakat yerinden kalkıp ko­ şamayacak kadar yorgun düşmüştü. Oyun evinde, belki altı yaşlarında bir çocuk vardı. Siyah saçları gürdü ve yeni çıkan…

Sherlock Holmes Bütün Hikayeleri 3 – Sir Arthur Conan Doyle PDF e-Kitap indir
Kitap / Mayıs 10, 2017

      Milverton’un gülümsemesi geniĢledi; omuzlarını silkti, paltosunu çıkarıp onu büyük bir dikkatle bir sandalyenin arkasına astı, sonra da oturdu. “Bu beyefendi?” diye sordu, bana doğru bir hareket yaparak. “Ağzı sıkı mıdır? Burada olması doğru mu?” “Dr. Watson, dostum ve ortağımdır.” “Çok güzel Bay Holmes. Sadece müvekkiliniz öyle istedi diye itiraz ettim. Takdir edersiniz ki durum çok hassas…” “Dr. Watson olanları zaten biliyor.” “O halde iĢimize bakabiliriz. Leydi Eva adına hareket ettiğinizi söylediniz. ġartlarımı kabul etmeniz konusunda size yetki verdi mi acaba?” “ġartların nelerdir?” “Yedi bin sterlin.” “Ya alternatif olarak ne sunuyorsunuz?” “Sevgili Holmes, bu konuda konuĢmak bana çok acı veriyor; ama para 14’üne kadar ödenmezse 18’inde herhangi bir evlilik töreni olmayacak.” Katlanılmaz gülümsemesi her zamankinden daha geniĢti Ģimdi. Holmes bir süre sessizce düĢündü. “Bana kalırsa,” dedi sonunda, “durumu biraz fazla abartıyorsun. Doğal olarak söz konusu mektupların içerikleri konusunda haberdarım. Müvekkilim mutlaka tavsiyeme uyacaktır. Bütün hikâyeyi müstakbel kocasına anlatıp onun merhametine güvenmesini isteyeceğim.” Milverton kıs kıs güldü. “Kontu tanımadığınız açıkça belli oluyor,” dedi. Holmes’un yüzündeki ĢaĢkın ifadeden, bunun doğru olduğunu görebiliyordum. “Mektuplarda bu kadar zararlı olan ne var ki?” diye sordu. “CoĢkunlar – çok coĢkun,” diye cevap verdi Milverton. “Hanımefendi son derece tatlı bir mektup arkadaĢıymıĢ. Ama sizi temin…

Maymunlar Gezegeni – Pierre Boulle PDF e-Kitap indir
Kitap / Mayıs 10, 2017

  Birden doğruldu. Sağ tarafımdaki çalılardan doğru gelen hafif gürültüyü benim gibi o da duymuştu. Yana doğru döndüğü zaman silahını omuzlamaya hazırlandı. Yattığım yerden, kaçmakta olan bir yerlinin yıldırım gibi geldiğini gördüm. Gorilin amacını bildiğim için neredeyse haykırıp zavallıyı uyaracaktım. Fakat haykırmak için ne vaktim ne de gücüm vardı. Adam , bir dağ keçisi süratiyle düzlükte koşuyordu. Düzlüğün henüz yarısını bulamadan tüfeğin gürültüsü duyuldu. Koşmakta olan adam havaya doğru sıçradı ve külçe gibi düştü birkaç çırpınıştan sonra hareketsiz kaldı.Dikkatim hala gorilin üzerindeydi. Sesi duyup dikkat kesildiğimden beri onu izliyordum, bunun için de bazı gerçekleri fark ettim : Bir avını kıstıran avcının merhametsiz tutumu; iki , avını vurmadan önce duyduğu zevki ve hepsinin üstünde , yüzündeki insan karakterini veren anlatım. Oysa, bu hayvani gözlerde gördüğüm ifadeyi, aralarına katıldığımız insanların gözlerinde aramış , fakat bulamamıştım.      

Alacakaranlık – Stephenie Meyer ePub PDF e-kitap indir
Kitap / Mayıs 10, 2017

Sandalyemde donup kalmıştım,arkasından boş boş bakıyordum.Ne kadar da kabaydı.Bu hiç de adil değildi.Yavaş yavaş eşyalarımı toplamaya başladım,gözlerim dolmasın diye içimde büyüyen öfkemi gizlemeye çalışıyordum.Neden bilmiyorum,ama öfkem hep gözyaşı şeklinde açığa çıkardı.Biraz küçük düşürücü bir durum olsa da genelde sinirlendiğim zaman ağlardım. ”Sen İsabella Swan değil misin?”diye sordu bir erkek sesi. Başımı çevirdiğimde şirin,bebek yüzlü,sarı saçları düzgün taranmış,gülümseyen bir çocuk gördüm.Anlaşılan kötü koktuğumu düşünmüyordu. ”Bella,”diye düzelttim gülümseyerek. ”Ben Mike.” ”Merhaba Mike.” ”Bir sonraki dersliğini bulmanda yardımcı olabilir miyim?” ”Spor salonuna gidiyordum.Sanırım orayı bulabilirim.” ”Benim de şimdiki dersim orada.”Bu küçük okulda buna tesadüf denemezdi,ama yine de heyecanlanmış görünüyordu. Spor salonuna birlikte yürüdük,çok konuşkandı,konuları hep o açıyordu tabii bu da benim işimi kolaylaştırıyordu.On yaşına kadar Kaliforniya’da yaşamıştı,bu yüzden güneşle ilgili ne hissettiğimi anlayabiliyordu.İngilizce dersini de birlikte aldığımız ortaya çıktı.Bugün tanıştığım en tatlı insandı. Spor salonuna giderken sordu.”Edward Cullen’a kalem falan mı batırdın?Onun böyle davrandığını hiç görmemiştim.” Bir an ürperdim.Demek ki bunu fark eden tek ben değildim.Ve açıkça görünüyordu ki,bu Edward Cullen’ın her zamanki davranışlarından biri değildi.Ben de aptalı oynamaya karar verdim. ‘Biyoloji dersinde yanımda oturan çocuktan mı bahsediyorsun?”dedim doğal bir şekilde. ”Evet,”dedi.”Sanki acı çekiyormuş gibi bir hali vardı.” ”Bilmem,”dedim.”Onunla hiç konuşmadım.”