Bir Başka Mavi – Amy Harmon ePub PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 31, 2017

Sonunda saat yedide René geldi, onu görmekten o kadar mutluydu ki lambalardan birini tam ir etmekte olan elektrikçinin, makyaj odasından çıkmakta olan küçük kızıl mankenin ve kim senin beklem ediği, aniden içeri giren lacqueline’in önünde öptü onu. “Bu çok hoş,” dedi Jacqueline O ’ya, “buralardan geçiyordum, uğrayıp son fotoğraflarımı sorayım dedim, ama sanırım zamanı değil, ben gideyim.” “M atmazel, rica ederim,” diye bağırdı René belinden tuttuğu O ’yu bırakm adan, “lütfen gitm eyin!” O René’ye Jacqueline’i ve Jacqueline’e R ené’yi tanıttı. Alman kızıl manken odasına geri girmişti, elektrikçi meşgul numarası yapıyordu. O Jacqueline’e bakıyordu ve R ené’nin bakışlarını izlediğini hissediyordu. Jacqueline, yalnızca kayak yapmayan starların giydiği bir kayak giysisi giymişti. Siyah kazağı küçük ve birbirinden fazla aralık göğüslerini, dar pantolonu uzun bacaklarını ortaya çıkarıyordu. Üzerindeki her şey kar kokuyordu: Fok grisi ceketinin mavimsi yansıması, gölgedeki kar gibiydi, saçlarının ve kaşlarının kırağımsı yansıması ise güneşte kar. Dudaklarında cappucino rengine kaçan bir kırmızı vardı; gülümsediğinde ve gözlerini O ’ya doğru kaldırdığında, O kırağı kirpiklerin altındaki bu yeşil ve çalkantılı sudan içme ve ellerini o fazla küçük göğüslerin üzerine koymak için kazağını çekip çıkarma isteğine kim direnebilir diye düşündü. İşte: René yalnızca onu bulmak umuduyla gelmişti, ama başkalarını ve onu ve dünyayı buluyordu….

Camdan Kalp – Robyn DeHart ePub PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 31, 2017

  O sonunda mide bulantısıyla da olsa, basit bir köle ruhuyla açmıştı kendini bunlara. Ama ya bütün bunlara rağmen Sir Stephen haklıysa? Ya aşağılanmaktan hoşlanıyorsa? O halde ne kadar bayağıysa, René de O ’yu zevk aracı haline getirmekle o kadar merhamet göstermiş olacaktı. O küçükken, Galler ülkesinde iki ay kaldıkları bir evin beyaz duvarları üzerinde Protestanların evlerine yazdıkları türden kırmızı harflerle yazılmış İncil’den bir cümle okumuştu: “Yaşayan bir Tanrı’nın eline düşmek korkunç­ tur.” Hayır, diyordu kendi kendine artık, bu doğru değil. Asıl korkunç olan, yaşayan bir Tanrı’nm elinden düşmek. O gün de olduğu gibi, René’nin randevularını her erteleyi­ şinde ve gecikişinde -çünkü saat altıyı geçmiş, altı buçuk olm uştu- O umarsız bir deliliğe ve umutsuzluğa kapılıyordu. Delilik bir hiçti, umutsuzluk bir hiçti, hiçlik gerçekti. René geliyordu, oradaydı, değişm em işti, onu seviyordu, ama müdürlükten gelen bir ricayı yerine getirmiş ya da mesaiye kalmıştı, ona haber verecek zamanı da olmamıştı. O, birden, havasız kalmış odasından çıkıyordu, ama bu dehşet krizlerinin her biri derinlerde sessiz bir önsezi, felaketin uyarısı olarak kalıyordu: Zira René onu haberdar etmeyi unutabiliyordu ve bir maç ya da briç partisi onu oyalayabiliyordu ve belki de bir başka yüz, oysa O ’yu seviyordu, ama özgürdü, onun üzerindeydi. Ölümcül bir…

Kemiklerin Haritası – James Rollins PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 31, 2017

  Onu sevdiklerinden emindi. İçlerinden biri kendini öldürmeye kalkışmıştı; onu yatırdıkları klinikten iyileşmiş halde geri döndüğünde, O evine gitmiş, soyunmuş ve kendisine dokunmasına izin vermeden divanın üzerine uzanmıştı. İstekten ve acıdan deliye dönen genç adam iki saat boyunca sessizce onu seyretmiş, verdiği sözü tutmuştu. O onu bir daha görmek istememişti. Bu esinlediği istekten en ufak bir pay almadığı anlamına gelmiyordu. Onu anlıyordu ya da en azından anladığına inanıyordu, zira kendisi de arkadaşları ya da tanımadığı genç kadınlar için benzer (öyle olduğunu düşünüyordu) bir istek hissediyordu. Bazıları onu alıp çok kuytu, dar koridorları ve her türlü gürültünün aşıp gelerek onu dehşete ittiği şeffaf duvarları olan otellere, götürüyordu. Am a hayal ettiği zevk zaferden aldığı hazzın ötesine geçemiyordu ve ne kötü çocuk halleri, ne birkaç âşığı olmuş olması -onlara âşık denebilirse- ne sertliği, ne de cesareti René ile karşılaştığında hiçbir işine yaramadı. Sekiz gün içinde korkuyu öğrendi, aynı zamanda da şüpheyi, iç sıkıntısını ve mutluluğu. René bir haydut gibi atıldı üzerine ve O, sevgilisinin tek bir bakışla düğümlediği ya da çözdüğü, Lilliputluların Gulliver’i bağladıklarından daha güçlü görünmez bağlarla bileklerinden, tüm organlarından ve bedeninin en gizli noktalarından, kalbinden bağlandığını hissetti. Artık özgür değil miydi? Ah! Tanrıya şükür, artık özgür değildi. Ama hafifti, bulutların…

50/50 Katil – Steve Mosby PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 31, 2017

  İkisinin birden karşısında durup bedeninin onların isteklerine açık olması konusunda gayet doğal bir şey gibi tartışmaları sırasında kullandıkları sözcükleri düşündü, belki de bu konulardaki İngilizce sözcük dağarcığına alış­ kın değildi, ama karşılığı olduğunu düşündüğü Fransızca terimler ona son derece bayağı gelmişti. Genelevdeki kadınlar kadar çok sayıda elden geçmişti, neden ona farklı davranacaklardı? “Seni seviyorum René, seni seviyorum, diye tekrarlıyordu, seni seviyorum, bana ne yaparsan yap, ama beni bırakma, Tanrım, beni bırakma.” Bekleyenlere kim acırdı? Çok iyi tanıyorlardı: Yumu­ şaklıkları, sahte dikkatli bakışları -dikkatli evet, ama baktıkları şeye değil- yoklukları. O ’nun tanımadığı kızıl saçlı, tombul küçük bir mankenin şapkalarla poz verdiği stüdyodaki üç saat boyunca dakikaların geçmekte olduğu telaşı ve sıkıntısı ile kendi içinden fışkıran bu yokluk içindeydi. Bir blûz ve kırmızı ipek jüponun üzerine, bir ekose etek ve bir kısa süet ceket giymişti. Blûzunun kırmızısı aralık ceketinin altında zaten solgun olan yüzünü daha da solgunlaştırıyordu ve küçük manken ona kötü göründüğünü söyledi. “Kimin için kötü?” dedi kendi kendine O. İki yıl önce, René ile karşılaşmadan ve onu sevmeden önce, kendini şöyle yargılayabilirdi: “Sir Stephen için kötü” ve şöyle derdi “görecek o” . Ama René’ye olan aşkı ve R ené’nin ona olan aşkı tüm silahlarını elinden almıştı ve ona…

O’nun Hikayesi – Pauline Reage ePub PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 31, 2017

Aradaki kapıyı kapatmadan önce O çoktan yatmıştı; Sir Stephen ona yaklaştı ve barda taburesinden indiğinde demir yüzüğüne iltifat ederken yaptığı gibi parmaklarının ucundan öptü. Elleri ve organı içine girmiş, kalçalarının arasını ve ağzını hırpalamıştı, ama dudaklarını ancak parmak uçlarına dokundurmaya tenezzül ediyordu. O ağladı ve tan vakti uykuya daldı. Ertesi gün, öğleden biraz önce, Sir Stephen’ın şoförü O ’yu evine götürdü. Saat onda uyanmıştı, yaşlı hizmetçi bir fincan kahve getirmiş, banyosunu hazırlamış ve daha sonra indiği salonda divanın üzerinde bulacağı kürkü, eldivenleri ve çantası dışındaki giysilerini vermişti. Salon boş­ tu, panjurlar ve perdeler açıktı. Sedirin karşısında, yalnızca sarmaşıklar, çobanpüskülü ve taflanlar ekilmiş, akvaryum gibi dar ve yeşil bir bahçe görülüyordu. M antosunu giyerken, hizmetçi Sir Stephen’ın çıktığını söyledi ve zarfın üzerinde isminin tek bir harfi yazılı olan mektubu uzattı; beyaz kâğıtta iki satır vardı: “René telefon ederek saat altıda sizi stüdyodan almaya geleceğini söyledi” imza bir S harfiydi ve not olarak: “Kamçı sonraki ziyaretiniz için.” O çevresine bakındı: Masanın üzerinde, önceki gün Sir Stephen ve R ené’nin oturdukları iki koltuğun arasında, sarı güllerle dolu bir vazonun yanında çok uzun ve ince bir deri kamçı duruyordu. Hizmetçi kapıda bekliyordu. O mektubu çantasına koydu ve çıktı. Demek René Sir Stephen’a telefon etmişti,…

Güzel Bir Yalan – T.E. Sivec PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 29, 2017

  Bu orduların talihsiz yanını daha iyi sergilemek istiyorum. Paralı komutanlar ya kusursuz askerlerdir ya değillerdir. Kusursuz asker iseler, onlara güvenemezsin, çünkü ya seni (kendi efendilerini) yok ederek ya da senin niyetin dışında başkasına saldırarak, her zaman kendi büyüklüklerini amaç edineceklerdir; ama komutan beceriksizse, doğal olarak seni yıkıma sürükler. Paralı komutan olsun olmasın, askerî gücü olan herkesin bunu yapacağı söylenecek olursa, şu karşılığı veririm: Askerî güç ya bir prensin ya da bir cumhuriyetin komutası altında olmalıdır; prensin kendisinin [sefere] gidip komutanlık görevini yerine getirmesi gerekir; cumhuriyet ise yurttaşlarını göndermek durumundadır ve gönderdiği kişi becerikli birisi çıkmazsa onu değiştirmek, becerikli birisi ise yetkisini aşmaması için yasalarla onu denetlemek zorundadır. Ve deneyim yoluyla görüyoruz ki, yalnızca prensler ve ordusu olan cumhuriyetler çok büyük ilerlemeler kaydediyorlar, paralı ordular ise olsa olsa zarar veriyorlar. Ve kendi ordusu olan bir cumhuriyetin bir yurttaşına itaat etmesi, ordusu yabancı askerlerden oluşan bir cumhuriyete göre daha zor.    

Kır Çiçeği Tepesi – Kimberley Freeman PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 29, 2017

  Başlangıçta değerlendirmeyi öngördüğüm prensliklerin bütün niteliklerini ayrıntılı olarak ele aldıktan, başarılı ve başarısız yönlerinin nedenlerini kısmen de olsa inceledikten ve birçok kişinin bunları nasıl ele geçirmeye ve elde tutmaya çalıştığını gösterdikten sonra, artık daha önce sözünü ettiğim prensliklerin her birinde karşılaşabileceğimiz saldırıları ve savunmaları genel olarak değerlendirmek kalıyor geriye. Yukarıda belirtmiştik: Bir prens sağlam temellere sahip olmalıdır; aksi takdirde, yıkımı kaçınılmaz olur. Ve bütün devletlerin –yenileri kadar eski ya da karma olanlarının da– sahip olması gereken başlıca temeller, iyi yasalar ve iyi ordulardır. Ve iyi orduların olmadığı yerde iyi yasalar olamayacağı ve iyi orduların olduğu yerde iyi yasalar olması gerektiği için, yasaları ele almayı bir yana bırakıp ordulardan söz edeceğim.Öyleyse, şunu belirtelim: Bir prensin devletini savunduğu ordular, ya kendi ordularıdır ya paralı ordulardır ya yardımcı ordulardır ya da karma ordulardır. Paralı ve yardımcı ordular, yararsız ve tehlikelidir. Ve bir prens devletini paralı ordulara dayanarak elde tutuyorsa, asla istikrar ve güven içinde olamaz; çünkü bu askerler birlikten yoksun, hırslı, disiplinsiz, sadakatsiz olurlar; dostları arasında gözüpek, düşman karşısında ödlektirler: Tanrı’dan korkuları, insanlara vefaları yoktur; saldırıyı ne kadar ertelersen, yıkımını da o kadar ertelemiş olursun; barış zamanında onların, savaşta düşmanın talanına uğrarsın. Bunun nedeni şudur: Bu askerlerin, onları savaş alanında tutan cılız…

Karşı Konulmaz Aşk – Jenny Brown PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 25, 2017

  Şimdi, Dareios yönetiminin hangi türden olduğuna bakacak olursanız, onu Türk’ün yönetimine benzer bulursunuz; bu yüzden de, İskender’in önce dört bir koldan saldırıp onu bozguna uğratması gerekmişti; bu zaferden sonra, Dareios öldüğü için, yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü, devlet güvenli bir biçimde İskender’e kaldı. İskender’in ardılları birlik içinde kalmış olsalardı, burada rahatça saltanat sürebilirlerdi; çünkü bu krallıkta onların yol açtığı karışıklıklar dışında başka karışıklıklar doğmadı. Ama Fransa gibi örgütlenmiş devletleri böyle rahatça elde tutmak olanaksızdır. İspanya, Fransa ve Yunanistan’da Romalılara karşı sık sık ayaklanmaların nedeni de, bu devletlerde bulunan çok sayıdaki prenslikti: Bu prensliklerin anısı yaşadığı sürece, Roma oralardaki egemenliğinden asla emin olamamıştı; ama bu prensliklerin anısı silinince, Romalılar uzun ve güçlü yönetimleri sayesinde kesin egemenler haline geldiler. Daha sonra, Romalılar kendi aralarında savaştıklarında, her biri bu eyaletlerden bir bölümünü, orada edindiği nüfuzla orantılı olarak kendine bağladı ve bu eyaletler, eski efendilerinin soyları ortadan kalkmış olduğu için Romalılardan başka efendi tanımıyorlardı. Bu yüzden, bütün bunlar dikkate alındığında, İskender’in Asya devletini kolayca elinde tutmasına ve Pyrrhos gibi birçok kişinin ele geçirdiği yeri korumada zorluklarla karşılaşmasına hiç kimse şaşırmayacaktır. Bunun nedeni, galip gelenin daha az ya da daha çok yetenekli olması değildir, durumların farklılığıdır.  

Asla Unutulmaz – Mary Balogh PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 25, 2017

  Günümüzde bu iki farklı yönetimin örnekleri, Türk [sultanı] ile Fransa kralıdır. Türk monarşisinin tamamını tek bir kişi yönetir; ötekiler onun kullarıdır; hükümdarlığını sancaklara bölmüş olup bu sancaklara çeşitli yöneticiler gönderir ve onları canı istediği gibi değiştirir, yerlerine başkalarını atar. Ama Fransa kralı, o devlette uyruklarınca bilinen ve sevilen birçok köklü soylu arasında yer alır: Bu soyluların mirasa dayalı ayrıcalıkları vardır, kral kendini tehlikeye atmadan bu ayrıcalıkları onların elinden alamaz. Bu yüzden, bu iki devleti göz önünde bulunduran birisi, Türk’ün devletini ele geçirmenin zor olduğunu, ama bir kez ele geçirdikten sonra elde tutmanın çok kolay olduğunu görecektir. Buna karşılık, bazı açılardan Fransa Krallığı’nın daha kolay işgal edilebileceği, ama elde tutmanın çok zor olduğu görülecektir.Türk’ün ülkesini işgal edebilmedeki zorlukların nedenleri şunlardır: O ülkenin derebeyleri tarafından oraya çağrılman olanaksızdır, keza hükümdarın çevresindeki kişilerin başkaldırısının, senin girişimini kolaylaştırmasını umamazsın. Bu da, yukarıda belirtilen nedenlerden kaynaklanır: Hepsi sultanın kulları oldukları ve ona bağlı oldukları için, satın alınmaları daha zordur; satın alınsalar bile, daha önce belirtilen nedenlerden ötürü insanları peşlerinden sürükleyemeyecekleri için, fazla yararlı olmaları beklenemez. Bu yüzden, Türk’e saldıracak olan kişi, onu tam bir birlik içinde bulacağını düşünmek zorundadır ve oradaki kargaşalar yerine kendi güçlerine bel bağlamak durumundadır. Ama bir kez Türk’ü yener ve…

Yıldız Tozu – Priscille Sibley PDF e-Kitap indir
Kitap / Ağustos 25, 2017

  Yeni ele geçirilen bir devleti elde tutmanın zorlukları göz önünde bulundurulduğunda, nasıl olup da Büyük İskender’in birkaç yıl içinde Asya’nın hâkimi olduğuna şaşıranlar çıkabilir; üstelik, Asya’yı işgal ettikten hemen sonra ölünce, bütün devletin başkaldırması olağan görünürken, İskender’in ardılları gene de iktidarı korumuş ve devleti ellerinde tutarken, kendi hırsları yüzünden aralarında çıkan sorunlar dışında başka zorlukla karşılaşmamışlardır. Buna vereceğim karşılık, tarihten bildiğimiz bütün prensliklerin iki farklı biçimde yönetildiği olacaktır: Ya bir prens ve başka herkesin emir kulu olduğu –bu emir kullarından bazıları, prensin kayırması ve izniyle, bakanlar olarak o krallığı yönetmeye yardım ederler– bir yönetim; ya da bir prens ile baronların –baronlar unvanlarını senyörün kayırmasına değil, geçmişten gelen soyluluklarına borçludurlar– ortak yönetimi. Bu baronların topraklarını kendi toprakları, baronları da efendileri bilip onlara doğal olarak sevgi besleyen uyrukları vardır. Bir prensin ve emir kullarının yönettiği devletlerde en büyük yetki prenstedir; çünkü prensin bütün bölgesinde ondan üstün görülebilecek kimse yoktur ve insanlar bir başkasına itaat ediyorlarsa, ona prensin bakanı ya da görevlisi olarak itaat eder, o kişiye özel bir sevgi beslemezler.